Yazın alevden bir topa döndüğü bu günlerde serinlemek istiyorsunuz biliyorum. İstanbul’un çok yakınında güzel yerler olduğunu keşfetmeye çalışıyorum ben de. Eski bir krallık olan Marmara kıyılarını. Bir zamanların Bodrum’u sayılan sayfiyelik yerlerine keşif gezileri yapıyorum.
Kumbağ çok yakınınızda. Çok eski bir yerleşim yeri. Adından da anlaşılacağı gibi kum tepelerinden ve bağlardan oluşan bir cennet bahçesiymiş bir zamanlar. Uzun bir kumsalı korumayı başarmışlar. 1960’ların gözde sayfiye yeri olan Kumbağ zarif, neşeli bir dinlence yeriymiş. Bağların yeşili o zamanlar kaybolmaya başlamış. Bugün unutulmuş bir söz gibi buralar. Artık verilen sözler, vaat edilen aşklar, zarif ve güzel sözler, erkek sözleri unutuluyor. Kızgın güneşte tereyağı gibi eriyip gidiyor ya her şey eski Kumbağ atmosferi öylece gitmiş. Kazık gibi apartmanlar da geriye kalan kızgınlıklar, hakaretler ve kabalıklar gibi dikilip duruyor ardınızda. Kötü yapılaşmanın, kirlenmenin kaçırdığı eski dünyadan kalmış bir iki tatil yeri var. Kale Motel bunlardan biri. İnsan içeri girince 1960’lara dönmüş gibi hissediyor kendini.
Burada belediye yokmuşçasına çöpler dağ gibi yığılı. Her yan da çöp dolu.
Kumbağ’ın orta yerinde avaz avaz mikrofonla kapı önünde şarkı söyleyerek insan çekmeye çalışan yeni model aile çay bahçeleri çok ilginç.
Limanında güzel balık restoranları var, güneş batarken yakalayabilirsiniz son demlerini günün.
Kumbağ’dan çıkınca kiremit fabrikaları hiç güzel bir görüntü değil. Kötü yapılaşma her yeri sarmış yabani otlar gibi.
Siz yola devam edin. Mürefte’ye kadar çok güzel yemyeşil yerlerden geçeceksiniz. Yeniköy harika bir yeşile kucak açmış beldemiz. Çınarlar her yeri kaplamış. Asırlık çınarların kucağında ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.
Uçmakdere’ye girmeden önce dolambaçlı yolda aniden bir burun dönüyorsunuz ve kendinizi maviliğin kucağında buluyorsunuz. Denizin koynuna düşen öyle açılar var ki İtalyan Riviera’sına geldiğinizi sanabilirsiniz. Yemyeşil ormanlar ve olağanüstü bir deniz manzarası.
Kiraz ağaçlarının altında kiraz satan çocuklar natürmortun tamamlayıcı unsuru gibi sevimli, size bir avuç kiraz uzatıyor. Hemen orada hayratta yıkayın. Her yerden serin sular fışkırıyor. Her yerde hayrat var. İnsanımızın su sebili geleneği devam ediyor dağda taşta.
Çınarlarla kaplı harika Boğaz, piknik yerleri ve şırıl şırıl akan dere bana bugün artık bir barajın suları altında kalmış Gümüldür Boğazı’nı anımsattı. Her yeri gömdüğümüz, yıktığımız ve yok ettiğimiz için artık sözün anlamı kalmadı. Söz belki de bu yüzden unutulup gidiyor bellekten. Geriye haşin bir bakış kalıyor.
Uçmakdere’nin girişinde doğal çınar, üstünde plaketiyle bin yıllık gururunu sergiliyor.
Uçmakdere’den Naip’e inin geniş çınar gölgeleri altında denize girebilirsiniz.
Gaziköy, Hoşköy yine yeşille denizin kucak kucağa oturduğu mekanlar. Gözünüz gönlünüz açılıyor doğrusu. Ne yazık ki Gaziköy’de başlayan kötü yapılaşma Mürefte’de doruk noktasına çıkıyor. Bu kadar estetik yoksunu dört duvarı çıkmak bu güzelliğe bakarak nasıl oluyor insan hayret ediyor.
Mürefte’de çok taze balık yeme şansınız var. Kaçırmayın.
Yol boyu bağlar çocukluğumun İzmir yazlarını bana getirdi ve dalgın bir koya girmiş gibi oldum. Bütün acılardan kaçıp gizlendiğim şiirin koynu aklıma Kabbani’den bir şiir verdi avucuma:
“Ben istemedim asla…
Aşık olmayı,
Kadınlarla olan geçmişim,
Kaza ve kaderdir tamamen.
Ne kadar da şaşırmıştım
Bir kadının sevgisi
Dönüştürünce beni güle
Bir taşken eskiden”
İnsanı taş olmaktan, kem sözden ve gözden koruyan aşka teslim olmak için vakit var. Yazın daha başındayız.
Nizar Kabbani, Seninle Evlendim Ey Özgürlük
İçerik Kaynağı : Nevval Sevindi
Copyright © 2006 - 2011 Kumbağ Tatil Beldesi Tanıtım Sitesidir. Sitemizdeki Tüm resimleri ve haberleri KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA kullanabilirsiniz.
Kullanım Şartları | Gizlilik Bildirimi | Yasal Uyarı | Site Haritası